
Hangimiz hayallerinin peşinden koşmaktan vazgeçti?
Hangimiz “olmadı” diye bir daha denemedi?
Hangimiz ilk yıkılışta ayağa kalkmadı?
Hayat, sandığımızdan çok daha fazla düşüp kalkmaktan ibaret. Çoğu zaman yorulduk, tökezledik, hatta kırıldık. Dışarıdan bakanlar için hikâye basitti: “Pes etti.”
Oysa kimse bilmezdi ki hayal edenler pes etmeyi bilmezdi. Çünkü bir hayal, başka bir hayalin kapısını aralardı. Biri yıkılırken, diğeri sessizce filizlenirdi.
Hayal kurmak; sadece umut etmek değildir. Direnmektir. Yeniden başlamayı göze almaktır. Küllerinden doğmayı kabullenmektir. Her başarısızlığı bir son değil, bir yön değişikliği olarak görebilmektir.
Ama şimdi…
Hiç hayal kurmamış, her sarsıntıda kendini yerden yere vuran birine bunu nasıl anlatabilirsin?
Hayal etmeyi zayıflık sananlara, hayallerle ayakta kalındığını nasıl izah edebilirsin?
Oysa var oluşun en temel gerçeği de budur: İnsan hayal kurduğu sürece insandır. Hayal kurmadığında sadece yaşar; ama hayal ettiğinde var olur.
Belki herkes aynı hayali kurmaz. Belki herkes aynı yolu yürümez. Ama insanı hayatta tutan şey, düştüğünde bile içinde hâlâ bir “olabilir” ihtimali taşımasıdır. Ve işte o ihtimal, her şeye rağmen yeniden ayağa kalktırır.
Çünkü hayal edenler bilir:
Bir hayal bittiğinde, aslında sadece diğeri başlamıştır.








Yorum Yazın