
Kız çocuk mu, erkek çocuk mu?
Sahi… Hâlâ var mı bu kavgalar?
Yoksa gerçekten eskide mi kaldı sanıyoruz ama içten içe yaşamaya devam mı ediyor?
Bir evlat, evlattır denir.
Ama konu anne-babaya bakmaya geldiğinde, hastalıkta, darlıkta, zor günlerde işler biraz değişir. O zaman sorular başlar.
Kim daha çok sahip çıkar?
Kim ilk koşar hastalıkta?
Hastane odasında, sabaha kadar sandalyede uyuyan kimdir?
Refakatçi kağıdına adı ilk yazılan hangisidir?
Cevaplar çoğu zaman söylenmez ama yaşanır.
Kız evlat…
Genelde sessizce yüklenir sorumluluğu.
Hesap yapmaz.
“Ben baktım, sıra sende” demez.
Annesinin ilacını ezip suyuna karıştıran da odur, babasının ceketini üşümesin diye omzuna örten de.
Erkek evlat…
Çoğu zaman görev bilir, ama mesafe koyar.
İyi niyetlidir belki, ama hayatın telaşına daha çabuk yenilir.
“Bakıyorum” der, ama bakmakla ilgilenmek aynı şey değildir.
Elbette istisnalar vardır.
Harika evlatlar vardır, cinsiyetten bağımsız.
Ama geneli konuşuyorsak, toplumun aynasına bakıyorsak, bazı gerçekler gözümüzün önünde durur.
Bir çıkarı olmadan yanında duran kimdir?
Sadece “anne” dediğin için elini tutan kimdir?
Herkes gidince kalan hangisidir?
Bu bir yarış değil.
Bu bir suçlama da değil.
Bu, yaşanmışlıkların sessiz tanıklığı.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı:
“Kız mı, erkek mi?” değil…
“Evlat olmayı kim gerçekten başarabiliyor?”








Yorum Yazın